8 Nisan 2011 Cuma

uyu artık, geç oldu

bu cümleyi duymamak için hayaller kurardım küçükken. ailemden fersah fersah uzaklara gidip de sırf kendi kafama göre uyuyup sırf kendi kafama göre uyanmak için
ha fersah dedik değil mi? bir su mesafesi ölçü birimi. evet, ben karasal iklimin hakim sürdüğü bir coğrafyada yeni yeni gözlerimi hayata açarken, doğumumdan 16-17 yıl sonra uyanmaya başlarken tüm mesafeler benim nazarımda fersah fersah uzaktaydı.

işte o gecelerde ben ya bir şeyler karalardım ya da bir şeyler yazardım. sabah gidilecek bir okulumun olması umrumda değildi. işte o gecelerde ilk önce koridordaki ayak seslerini duyardım. daha sonra da kapımda narin ve yorgun bir elin hafifçe vuruşunu. "gel" diye seslenip içeri geçmesine izin verdiğim annemin "uyu artık geç oldu" cümlesini duyup yerimden kalkardım.

yatağıma uzandığımda annem odamın lambasını söndürüp içeri geçerdi. ve ben saatlerce devam ederdim yazmaya. kalem kağıt olmaksızın. zihnimden. düzgün bir türkçeyle. ki hiç unutmam sadece "hiçbir şey" kelimesinin doğru yazımını unutmamak için 20 sayfa "hiçbir şey" yazmıştım. sırf kendimi cezalandırmak için. şimdi yapılan gramer hatalarının, dahi anlamına gelen da'ların, de'lerin özensizce bir yerlere yapıştırılmasının zoruma gitmesinin tek nedeni budur.

neyse işte. o gecelerde vazgeçtim uykudan ben. ya da uyku benden vazgeçti. geceye yakıştıramadım uyumayı. geceye giydiremedim karanlığı. olmadı. denedim. inanın denedim. günlerce uykusuz kaldım. gözlerim yırtılacak oldu. yine de gündüz vakti uyuyamadım hiç. o günün gecesini de bitirip sabah ezanı yat borum olmadan kafamı yastığa koyamadım. koyduğum gecelerde ise sadece ve sadece yazdım. zihnimden. soyut harflerle. soyut cümleler. suya yazılan yazılar gibi.

o günlerden bugünlere ne yazmaktan yorulan zihnime ne de yaşayamamaktan sıkılan ruhuma birisi gelip de söylemedi;

"uyu artık, geç oldu."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder