12 Nisan 2011 Salı

Kenan BİRKAN

türk dizi tarihinin şimdiye dek resmedilmiş en iyi karakteri. yok bebeyim, ne ezel bayraktar, ne ramiz karaeski, ne ali, ne cengiz, ne tefo, ne o, ne şu ne de bu. varsa yoksa kenan birkan. 
bir erek bu kadar mı tutkulu olur, sorusunun cevabı. öyle dayı gibi düğün basıp da zorbalıkla kız kaçırmaya benzemez aşık olmak. yeri geldiğinde sevdiği kadın için ömrünü heba etmekten geçer aşk. bazen ama. işte o bazen'i de kenan birkan gerçekleştiriyor ezel'de.

açıkçası pek sevdalısı değilim bu dizinin. sadece kurgu ve çekim tekniği yönünden izliyorum. bir de oluşturan karakterlerin içinin nasıl doldurulduğunu merak ettiğimden. ve koca dizide sırıtmayan tek karakter kendisi.
ne flashback'lerdeki o toy, aşık, zeki ama cesaretsiz kenan birkan itici geliyor bana ne de yıllar sonra hala saplantılı bir aşkın peşinde koşup yine sırtından vurulacak, zengin, bilgili ve stil sahibi kenan birkan.

"öldür beni ramiz abiii" dediği sahne çıkmaz hiç aklımdan. sevdiği kadını en yakın arkadaşına teslim etmenin acısı ancak bu denli güzel resmedilebilirdi ekranda. kenan birkan bunu çok iyi kotarıyor.

şimdi duygusal moda bağlayıp da "kenan birkan'ın yüzünden gerçekleşiyor her şey" hatta "gerçekleşti" diyenler unutmasınlar; her şey, zorba ve cahil ramiz karaeski'nin başının altından çıktı. ve tüm ölümlerin nedeni o. çünkü o sadece "benim olsun" dedi. sadece selma değil, kenan birkan'ın olan hatta kenan birkan'da olan her şey. bilgi, saygınlık, görgü ve aşk.
öyle olmadı ama. kenan birkan saplantısının esiri olup, belki de aşka yakışan tek şeyin paranoyaklık ve manyaklık olduğunu iliklerinde hissedip mücadelesini verdi.

her seferinde aynı hataları yapmasına rağmen. kendisine ihanet edenleri affetmesine ve hep affedecek olmasına rağmen. çünkü içinde bir yerlerde hala o haydarpaşa garı'nda koşarken ramiz karaeski'ye çarpan genç adam var. bu yüzden hala aşık olabiliyor. bu yüzden hala bir şeylerin iyi olabileceğine inanıyor.

çünkü sahip olduğu her şey doğuştan sunulmuş kendisine. katilliği ya da tecavüzcülüğü ise sonradan diğer insanların kötülüğü ve pisliği sayesinde edinildi. gidebilirdi belki, vazgeçebilirdi, yok sayabilirdi... gidemedi, vazgeçemedi, yok sayamadı. çünkü gerçek bir aşkın yolu bu üç kavramdan geçmiyordu;

"gitmek, vazgeçmek ve yok saymak."

başından beri haklıydı. şimdi yine haklı. ve en nihayetinde ise sadece o haklı çıkacak. bir de ömer. yani ezel bayraktar."

zira ezel bayraktar'a söylediği gibi; "ben sana söylemiştim ezel, aslında sen bensin!"


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder