daha dün gördüm birisini. yemin töreni öncesi bizim bölükteki 35'lik gökhan abimizin oğlunu. ismi efe.. malum, isimden anlaşılacağı üzere egeli. doğum yeri izmir. fakat kütüğü asla değişmeyecek; erzurum..
dün gördüm efe'yi. simsiyah gözleri de geleceği gibi simsiyah geldi bana. üzerimizdeki kamuflajlarla ona nasıl göründüğümüzü merak ettim. gökhan abi efe'yi öpüp koklarken ben 2 metre öteden izledim. yaklaşık bir aydır ilk defa sivil insan gören onlarca asker yığıldı efe'nin başına. efe de ağladı. o ara babası, "arkasına geçmeyin. huzursuz oluyor" dedi.
herkes ön tarafa geçti. efe de öylece baktı millete. elini öptü bir kaç kişi. diğer bir kaçı hemen uyardı; "bir aydır banyo yapmıyorsun lan. öpme çocuğu. mikrop kaptıracaksın.."
güldüler bu duruma. ben gülemedim. inanın gülemedim. içler acısı bir durumdu bu. içerimizin pisliği bedenimize taşınmıştı.
dün gördük efe'yi. babası, çektiği sıkıntılardan ötürü efe'yi türkiye cumhuriyeti vatandaşı yapmayacağından bahsetti. sırf zorunlu askerlik yapmaması için. ben de "istersen dünya vatandaşlığından çıkar" dedim. "boşu boşuna acı çekmesin.."
millet yine güldü. gıkımı çıkarmadım ben. efe de çıkarmadı. bir ara göz göze geldik efe'yle. sırf boyu bir metrenin altında diye efe'ye bel bağlayan onlarca, hatta milyonlarca insanın varolduğu bu yaratılışta, sırf bir buçuk yaşında diye efe'ye özenen onlarca askerin içerisinde göz göze geldik. ve gözlerimle anlattım efe'ye. sol elimdeki sigarayı yiyerek;
"bir an önce büyü ve gel efe. ben de siktir olup gideyim buradan.. bir an önce. başarabilirsen iki saat sonra. hatta benim yerime sen yemin et. benim yerime sen bağır. bir an önce efe. büyü ve gel. bir an önce. bu bir emirdir!.."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder